Ancak öksürük, mevsime bağlı olmayan birçok hastalık nedeniyle de ortaya çıkabiliyor.
Örneğin reflü, öksürüğün en sık görülen nedenlerden biri. Ülkemiz gibi yoğun sigara içilen ülkelerde sık görülen bir neden ise kronik bronşit. Öksürüğü en sık tetikleyen faktörlerin başında, sigara ve toz geliyor. Sık görülen başka bir neden de psikolojik faktörler ve bunun başında da endişe hali nedeniyle ortaya çıkan öksürük geliyor.
Öksürük; bazı tansiyon ilaçlarının yan etkisi olmanın ötesinde yaşamı tehdit edebilecek akciğer kanseri, mesleksel akciğer hastalıkları, kalp kapak hastalıkları, yemek borusu veya mide kanseri gibi hastalıkların da habercisi olabiliyor. Üst solunum yolu tümörleri, zatürree ve solunum yetmezliğine neden olabilecek diğer kronik akciğer hastalıkları da öksürükle kendini gösteriyor. Bu nedenle, öksürüğün kesinlikle ihmal edilmemesi ve altta yatan nedenin mutlaka
Üç haftadan iki aya kadar devam eden öksürüklerin nedeni genellikle ciddi oluyor. Ancak sadece süre değil, aynı zamanda buna eşlik eden yakınmalar da dikkate alınmalı.
Öksürükle birlikte balgam, hırıltılı solunum, 38 dereceye varan ateş, nefes darlığı, kan tükürme, göğüs ve sırt ağrısı gibi yakınmalardan biri bile gelişirse; zaman kaybetmeden doktora gidilmelidir.
Öksürük bir semptom (belirti) olduğu için bu sorunun ortadan kalkması ancak altta yatan hastalığın tedavisi ile mümkün olabiliyor. Her koşulda sigara içilmemesi çok önemli… Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarında, günlük sıvı miktarının artırılması gerekiyor.Öncelikle su, ardından bitkisel çaylar, C vitamini içeren taze sıkılmış meyve suları içilmeli. Bol sıvı alımının yanı sıra; burun akıntısını azaltacak ilaçlar, istirahat, gerektiğinde ağrı kesici veya ateş düşürücü ilaç gerekebilir. Öksürüğün altında yatan sebep zatürre ise evde veya hastanede antibiyotik tedavisi gerekiyor. Balgamlı öksürüklerde, balgamı yumuşatan ve parçalanarak ciğerlerden çıkmasını kolaylaştıran ilaçlar kullanılıyor.
Öksürük,savunma sisteminin önemli bir savunma mekanizması. Bu nedenle sadece öksürüğün geçirilmesi değil altında yatan hastalığın tanınması ve mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.
Tedavi için geç kalındığında ortaya çok ciddi tablolar çıkabiliyor. Mesela üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından zatürre (pnömoni) gelişebiliyor.
Ayakta tedavi edilebilecek bir zatürre vakası, doktora gitmekte gecikildiği zaman yoğun bakım ünitesinde takip gerektirebilecek kadar şiddetlenebiliyor. Vaktinde doktora gitmemek; erken evrede yakalanabilecek akciğer, mide, yemek borusu veya üst solunum yolu kanserlerinin tanısında gecikmeye de yol açabiliyor.
Bu tür gecikmeler de şüphesiz hastamızın yaşam süresinin kısalması ve yaşam kalitesinin düşmesi anlamına geliyor.
Dr. CEYDA EREL KIRIŞOĞLU


şeyma önder
selin bozkuş
Seher Uysal
necmi aydın
necmi aydın